Bilim TeknolojiTarih

Aşı Tarihi

İnsanlığın mücadele ettiği en ölümcül hastalıklardan biri olan çiçek bulaştığı 10 kişiden üçünü öldürecek kalan 7’sini de ömrümün sonuna kadar damgalayacak güce sahipti.

Aşı Tarihi

İnsanlığın mücadele ettiği en ölümcül hastalıklardan biri olan çiçek bulaştığı 10 kişiden üçünü öldürecek kalan 7’sini de ömrümün sonuna kadar damgalayacak güce sahipti. Ta ki dünya çapında aşı seferberliği başlatılıp hastalığın kökü 1980 mayıs’ında dünyadan kazanana dek.

Tıp tarihine altın harflerle geçen bu gelişme sayesinde 1980’den bugüne 200 milyona yakın insan çiçek hastalığından ölmekten kurtuldu. Peki keşfi insanlık tarihinin dönüm noktalarından biri olacak kadar önemli olan aşı nedir.

Bildiğimiz haliyle aşılar 18. yüzyılda geliştirilmeye başlansa da önceki yüzyıllarda Dünyanın farklı yerlerinde varilasyon yani aşılama olarak bilinen bir yöntemin uygulandığına dair kayıtlar mevcut

Bu kayıtlara göre çin İmparatoru kangşi çiçek hastalığına yakalanır ve atlatır hastalığı boyunca vücudunda oluşan yaralar ufalanarak çocuklarının burunlarına üflenir ve böylece çocukların hastalığa yakalanması önlenir.

Batıda aşının geliştirilebilmesi içinse aydınlanmanın yaşanıp pozitif bilimlerin ortaya çıkması gerekti sıklıkla ortaya çıkan veba kolera ve Çilek salgınları O dönemki Avrupa nüfusunda büyük kayıplara yol açıyordu. Bu salgınların bitmesi onlarca hatta yüzlerce yıl sürüyordu. Salgınlar sosyal hayatın bir parçası haline geldi mimari den sanata birçok alanda etkisi oldu.

O dönemin ulaşım olanakları kısıtlı Dolayısıyla yolculukların süresi de uzundu.  Bir salgın bir yerde yavaşlasa dahi dünyanın başka bir yerinde yeniden yayılabiliyordu

Hastalıkların gemi ile gelen yolculardan bulaştığını düşünen Venedikliler hastalığı kentlerine sokmamak için gemidekilerin 40 gün limanda bekletirlerdi İtalyanca 40 anlamına gelen kelimesinden gelen guaranta Karantina kavramı işte böyle ortaya çıktı

16’ncı yüzyıldan itibaren salgınlara neden olan hastalıklar tanımlanmaya başlandı hastalıklar belirtilerine ve vücutta bıraktığı izlere göre isimlendiriliyordu. Örneğin tifus Yunanca Bulanık anlamına geliyordu hastalığa yakalananların zihninin en temel belirtilerden biriydi

Tarihte  ilk resmi içecek aşısının İstanbul’da yapıldığına dair çok önemli bir belge var 1717 yılında dönemin İngiliz konsolosluğunun eşi Lady montagu mektubunda şöyle der biz de çok öldürücü olan çiçek burada aşılama denilen bir teknikte zararsız hale getirildi Bu yöntem o kadar güveniyorum ki sevgili yavruma yaptırmaya karar verdim Vatanımı çok sevdiğim için bu tekniğin oraya da girmesin arzu ederim bahsedilen teknik hastaların döküntülerin den ceviz kabukları ya da incir yaprakları ile toplanan irinin sağlıklı insanların derisinin altına uygulanması ve yara yerinin gül yaprakları ile kapatılmasıydı bu şekilde aşılanların ölüm oranı %95 daha düşük oluyordu.

Bildiğimiz güncel kullanımı ile aşı İsa İngiliz cerrah edword Cenır tarafından geliştirildi ve uygulandı 1796 da süt sağan kızların çiçek hastalığına daha az yakalandıklarını fark etti gözlemlerini ilerletince ender görülen ve daha az Zararlı olan sığır çiçeği hastalığını geçirenlerin çiçek hastalığına yakalanmadıkları sonucuna ulaştı teorisini kanıtlamak için sığır çiçeği hastalığı geçirmiş bir kızdan aldığı sıvıyı önceden bu hastalığı geçirmemiş bir çocuğa enjekte etti çocuk birkaç gün içinde hastalığı atlattı

Bu sefer çiçek geçiren birinden aldığı sıvıyı aynı çocuğa enjekte etti ve tahminleri doğrulandı Çocuk hastalanmadı.  Bir süre şüphe ile yaklaşılan bu öneri daha sonra kabul edildi ve 1798 de bu başarı onaylandı

Sığır çiçeği hastalığından elde edilen bu yöntem başı kavramına da ismini verdi  Latince inek anlamına gelen vakkadan vaccination kelimesi türetildi ve 1803 de resmiyet kazandı

Aşı tarihinde Bir dönüm noktası da 1876’da   mikropların mercek altında görüntülenmesinden 200 yıl sonra bu mikropların tüberküloz kolera ve şarbon hastalığına neden olduğunu keşfetti.

Bira süt gibi sıvıların uzun süre bozulmadan saklanabilmesini sağlayan pastörizasyon da mucidi olan pastör 1879 da laboratuvar ortamında ilk aşıyı üretti Bu yöntem aşı üretimine  yepyeni bir yaklaşım getirdi Fransız bilim insanı Dönemin en tehlikeli hastalıklarından biri olan kuduz için aşı çalışmaları da yapıyordu  Sokakta gördüğü kuduz köpeklerin salyalarını topluyor ve araştırmalarında kullanıyordu. Araştırmalarına maddi katkı yapmaları için çeşitli devletlerden yardım talebinde bulunan pastör’ün çağrısı Osmanlı padişahı II Abdülhamit’e kadar ulaştı

II Abdülhamit pastöre çalışmalarını İstanbul’da üretmesi şartıyla yardım edeceğini söyledi pastör ise bu teklifi reddetti ikinci bir teklifte Mecidiye nişanı ve yüklü bir miktar para karşılığında Pastör den Osmanlı’dan 3 asistanla ortak çalışma yapması istendi Pastör bu teklifi kabul etti ve böylece dünyanın üçüncü kuduz laboratuvarı Osmanlı topraklarında faaliyet ile başladı

Osmanlı imparatorluğu aşı ile bağışıklama çalışmalarında Öncü devletlerden biriydi örneğin 1885’te yürürlüğe giren çiçek nizamnamesi aşı olmayanların Ordu ve yatılı okullara girmesini Yasaklıyor çocuklarına aşı yaptırmayan ailelere ceza verilmesini öngörüyordu

  1. yüzyılda birlikte aşılar sayesinde Kolera tifo tüberküloz gibi hastalıklar dünyada yavaş yavaş etkisini yitirmeye başladı. Amerika’nın en Saygın Bilim insanlarından mikrobiyolog Morris hilmon kızamık kabakulak Zatüre de dahil olmak üzere 40’tan fazla kritik aşı geliştirdi. Bu aşılar yüzlerce milyon insanın hayatını kurtardı Ortalama insan ömrünü uzattı

Aynı dönemde Mustafa Adil ve daha sonra Doktor Refik Saydam Türkiye’deki aşı hareketinin öncüleri oldu. Verem kuduz tifüs ve Kolera aşıları ürettiler.

1980 yılına gelindiğinde Dünya Sağlık Örgütü çiçek hastalığının yeryüzünden silindiğini bildirdi Günümüzde hastalıkların birçoğu aşılar sayesinde tamamen etkisini yitirdi bir kısmı da büyük oranda kontrol altına alındı

DNA teknolojisindeki gelişmeleri de etkisi ile aşılar artık daha kısa zamanda üretiliyor Tüm dünyayı etkisi altına alan kovid-19 salgını ile beraber güncel bir aşı üretime yarışı da başladı insanlık var oldukça ortaya yeni hastalıklar çıkmaya da devam edecek. Bilimde tarih boyunca olduğu gibi bu hastalıklarla mücadelede bizim en büyük yardımcımız olacak

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu